
“Şu gerçekleşince mutlu olacağım...
Buna ulaşınca her şey düzelecek...
Şu olursa bütün dertlerim bitecek…”
Dışarıda gerçekleşecek bir duruma, bir kişiye, bir şeye tamamen bağlanmak; bu şeylerin gerçekleştiğinde gerçek mutluluğu, huzuru ya da her şeyin çözümünü getireceğini düşünmek ne kadar gerçekçi?
Eğer her şeyin çözümü tek bir şeye bağlanmış olsaydı, ruhsal dünyamızın merkezini de o şey oluşturur, her şeyin etrafında onun varlığına odaklanırdık ancak gerçekte durum böyle değildir. Genellikle “o şey” gerçekleştiğinde beklenen çözüm, gerçek mutluluk ya da huzur sağlanmaz. Bunun yerine, o anki huzursuzluk, başka bir zamana, başka bir şeye ertelenmeye başlanır.
Çoğu zaman içerideki huzursuzlukları çözmek için dışarıda gerçekleşecek bir olay ya da kişi beklenir. Ancak o belirlenen zaman geldiğinde, genellikle içerideki huzursuzlukların devam ettiğini, dışarıdaki şeylerin beklenen çözümü sağlamadığını görmek mümkündür.
Bu durumda, huzursuzluk yaratan şeylerin çözümü çoğu zaman yine ileri bir tarihe, başka bir şeye bağlanarak ertelenir. Böylece aynı döngü devam eder.
Belki de dışarıya bağladığımız gerçek dışı beklentilerden çok, içerideki huzursuzlukların kaynağına yönelmek, bizi dengeli ve bütünleşmiş bir yaşama götürecektir.