
Bazen insan, farkında olmadan kendi hapishanesini yaratabilir. İçeri girdiği bir alandan bakarken, önündeki parmaklıkları görür. Bu parmaklıklar, onun bulunduğu yere hapsolduğunu ve çıkışın mümkün olmadığını sanmasına yol açabilir. Zamanla, bu algı gerçeklik gibi kabul edilebilir.
Parmaklıkların dışındaki bir alan, kişinin belki de görmekten kaçındığı bir yer, bulunduğu durumdan çıkış yollarını gösteriyor olabilir. Fakat, buna dair farkındalık kazanmak her zaman kolay olmayabilir. İçinde bulunulan durum, bazen yanıltıcı bir güven duygusu sağladığı için alışkanlık haline gelerek sürekli tekrar edebilir. Oysa, bilinçdışındaki bir ihtiyacın yansıması olarak fark edilmeyen bir aralık, kişiye yeni bir yol sunabilir.
Kişinin, kendini sıkışmış hissettiği durumlardan çıkış yolunu görebilmesi için, parmaklıkların varlığını, nereden, nasıl geldiklerini, nedenlerini ve ne işe yaradıklarını keşfetmek önemli bir adım olabilir. Ve bu alanların derinliklerine inmek, bilinçdışındaki süreçlerin farkına varmak, önemli bir dönüşüm sürecine alan açabilir.
Bilinçdışının varlığı, çoğu zaman insanın farkında olmadığı derinliklerde gizlidir. Kişi kendini, istemediği şekilde sürekli tekrar eden durumlar, alışkanlıklar ve ilişkiler içinde bulabilir. Bu döngüler, bireylerin halihazırda bildiği ve farkında olduğu sebeplerin ötesinde, çok daha derin ve henüz farkına varılmamış bilinçdışı süreçlerin etkisiyle biçimleniyor olabilir.
İnsan yalnızca bilinçli düşüncelerle değil, aynı zamanda bilinçdışındaki süreçlerle de hareket eder. Bu süreçlerin farkına varmak, kişinin kendisini hapsolmuş hissettiği alanları keşfetmesine ve sağlıklı bir şekilde dönüştürmesine olanak sağlar.